Kelime Oyunu

İlkokuldayken, ünite dergilerindeki yazılardan kelimeler seçip, oynayıp kendimce şiir yazardım. Çok basit ve eğlenceli gelirdi. Okuduğum öğretmenler şiirleri sevince ve sevinince, daha çok oynar, daha çok yazardım. Ne var ki kelimelerle oynamakta!

Sonra büyüdüm. Şairlerin kalplerde ayrı bir yeri olduğunu gördüm, bende ve başkalarında. Bazılarımız için de, kocam gibi, Nazım Hikmet’in elinden çıkmadığı ya da şarkıya dönüşmediği sürece, şiir yazmanın anlamsız olduğunu. Dokuz, on yaşımda benim için oyun olan şey, 29’uma geldiğimde anlamsız bir uğraş oldu. Boşa kürek çekmek gibi. Bundan sonra sadece Yüksek Şairler Konseyi’nden onay mektubu gelirse şiir yazarım… diye düşündüm. Şimdi uğraşmaya gerek yok. 

O mektup hiç gelmedi. Onun yerine, etrafımdaki şairlerin mısraları donmuş kalbimi, buzlarımı eritti. Geçen hafta yeniden şiire dönmemi kutlamak adına, buyrunuz kelimelerle oynaşmanın bir yolu:

  1. Çok severek (ödünç) aldığınız, ama bir fırsat bulup henüz okuyamadığınız o kitabı okumaya başlayın.
  2. Hoşunuza giden, içinizi gıcıklayan bir kelime oyununa, bir tanıma gelince durun, kitabı kapatın.
  3. Sevdiğiniz kelimeleri sesli olarak, en az bir kez, kendi kendinize söyleyin.
  4. Elinize sevdiğiniz bir kalem alın ve kitabın en sonundaki boş sayfaya, ya da arka kapağın iç tarafına, o kelimelerin geçtiği bir şiir yazın.

Bol oynaşmalı haftalar!

Fotoğraf: 2017’de 33. yaşgünümde Cabo Polonio, Uruguay’da gördüm ve çektim.

Yorum Yok

Yorum Yaz