Tüy

Temmuz yeniayı ile yola çıktık. İki gün sonra halini sorduğumda “biraz uzun yazıcam galiba, email atıcam gün içinde” dedi, yazdıysa da eposta atmadı.

Yoga yaparken niyeti aklıma geldi. “Az bir özbakım bizi çok yerinde besleyebilir.” diye düşündüm ayaklarıma masaj yaparken.

İlk sesli mesajı “çok zor bir gün geçirdim.” sözleri ile başladı. “Tatildeyim ailemle birlikte… Gezerken bir taraftan bakıyorum, düşünüyorum.” Bir takıcıda gördüğü küpeler sayesinde fark ettiklerini anlattı: “Benim güneşim yarım. Sanki böyle doğmuşum… Ben bu güneşi tamamlayacağım deyip güneşli küpeyi aldım.”

Ardından bir gazetede okuduğu “En Mavi Göz” kitabının tanıtım yazısından bahsetti. “İnsanın kendisini sevmesi için okunması tavsiye edilen bir kitap… Galiba dönünce onu okuyacağım.”

Andrew Solomon’un depresyon üzerine yaptığı konuşmayı tekrar dinlediğini ve bu sefer yeni keşfettiklerini paylaştı. Gününe dair biraz daha bilgi verdikten sonra dedi ki “Valla çok dolu geçmiş. Ben hiçbir şey yapmadım sanıyordum… Buna ek olarak bir şey daha var: Nazar boncuğu çok dikkatimi çekti dün dolaşırken ve ben nazar boncuğu sevmem.”

Ben de zor geçen günümü onunla paylaştım. “Ben kendi ışığımı göremiyorken, dışarıdan birisinin bunu görmesi ve bazı zamanlarda benim bunu duymaya olan ihtiyacım bana ilginç geliyor.” dedim. “Dışarıdan beklemeden bunu kendi kendime nasıl sunarım?”

İki gün sonra, niyetiyle gelecek çemberleri, Yaşasın Dünyevi Zevkler’le Antroposen’de Aşk’ı nasıl ilişkilendirdiğimi anlattım ona, gelen regl kanımın coşkusu ile. O da kanamamı ve cinsellik konuşacak olmamızı kutladı. “Biz bugün yoldaydık… Ben evimi çok seviyorum. Baya bir iple çektik eve gelmeyi… Ben de bu arada yeni bir duyuru yaptım.” dedi. Yeni kadın çemberini kutladım.

İlk haftamızı tamamlarken gördüğü rüyayı paylaştı. Okuldaymış. Öğretmenlerin eşyalarını koymak için kullandıkları dolaplardan boş bir tanesini bulmaya çalışmış. “Bulamadım, boş bir dolap bulamadım… Eski, önceki yıllardan kalma dolabıma bakıyorum. Ama o küçük bir dolap değil, onun yerine bir oda var… Çok seviniyorum. Bu biraz tuhaf ama çok işime yarayacak diyorum… Aynı rüyanın başka bir yerinde 12. sınıflara ders veriyordum. Dersi aynı zamanda iki tane öğretmen arkadaşım dinliyordu. Dersi çok güzel anlattım, arkadaşlarımın  buna tanık olması da çok hoşuma gitti.”

Gündüz uykusuna yatınca bir rüya daha görmüş. O, kızı ve annesi bir kitapçıda oturuyorlarmış. “İki tane kadın geliyor. Kadınlardan bir tanesi ‘gencecik yavrumuzu kaybettik’ diyor ‘koronadan’. Şok oluyoruz… Çok korkuyoruz çünkü kimsede maske yok.”

Rüyasında tanıklıktan keyiflendiğini duyunca, o günlerde bende canlanan “şahit olmalı” cinsel fantezilerden bahsettim. 

Onun iki rüyasını hatırladığı gece gördüğüm iki rüyayı ilettim ertesi gün ona. Futbol maçına bilet alıyoruz, eşim ve bir arkadaşımla. Stadyum gibi değil de daha küçük bir yerde oynanıyor sanki maç… Yerime oturuyorum. İki tane adam geliyor, yanıma oturuyorlar. “Burası biletli” diyorum. İlk başta gülüyorlar. “Lütfen kalkar mısınız?” deyip ittirerek adamları kaldırıyorum… Eşim ve arkadaşım nerede diye düşünüp telefonumu ararken uyandım.

Geri yattığımda başka bir rüya gördüm. Annemle beraber evdeyiz, sanki henüz tam taşınmadığımız evde… Ben uyurken annem böcek görüyor. Bunu alıp atmak lazım diye kalkıyor… Evde bir sürü antika eşya var. Antika mutfak eşyaları, eski ahşap bir lavabo, tekne gibi, insanın bile yıkanabileceği büyüklükte… Eski çocuk kitapları var, bir dolabın altında… Çıkıyorum evden. Başka bir akrabanın evine gidiyorum. Aynı apartmandaymış. Dönüşte evi bulamıyorum… Evi arıyorum uzunca süre… Açıyorum, başkasının eviymiş diye geri kapatıyorum kapıyı.

Rüyalar sonrası bir süre sessiz kaldık, demlendik. Üç gün, üç gecenin ardından “Fantezini iyi ki paylaştın, ilginç bir şey açtı bende.” dedi. “Tanık olunmakla ilgili hiç düşünmemiştim. Bunun ne kadar güzel olabileceğini, beni heyecanlandıran bir şey olabileceğini fark ettim.” Yolun başında kendine dışarıdan bakmakla ilgili konuştuklarımızı hatırlattı. “Ben çok kafasının içinde, çok içeride yaşayan birisiyim. Hatta dışarıyı görmem yürürken, arabayla giderken yolları öğrenemem. Çok kendimle, içimle meşgulüm… Son zamanlarda dışarıda neler oluyor diye bakacak bir alan açılıyor sanki… Nazar boncuğunda da göz var ya; tanıklığın aracı nedir? Gözdür… Göz simgesi olan şeylere çok dikkat etmeye başladım. Belki bu yolculuğun içinden çıkan şey bu: kendine ve dışarıya da bakan bir göz olmak” Bunu duyunca, podcast editlerken kendime kulak olmaktan ve şahitlik etmekten aldığım keyfi paylaştım onunla. 

Nazar boncuğunu sevmediğini bilerek içinde göz olan bir başka simgeyle Hamsa’yla ilgili ne hissettiğini sordum. Ellerimizle görmekten bahsettim. “Hamsa çok bir şey canlandırmadı.” dedi. “Tavuskuşunun üstündeki gözler var ya. Yunan mitolojisinde Hera’nın, aslında bekçi olarak, bir odayı korusun diye tuttuğu bir canavar var. Zeus, ya da birisi, gelip Argos’u öldürüyor ama Hera Argos’u yaşatmak için, çok gözlü bir canavar olduğu için, onun gözlerini alıp tavuskuşuna takıyor. Tavuskuşuna baktım… bazı kültürlerde nazara karşı kullanılıyormuş.”  Yolculukta gördüğü ilk rüya birden benim için başka bir anlam kazandı.

Heyecanlandım. “Daha önce hiç yapmadım ama akrilikle yapayım mı?” diye sordum. “Kesinlikle!” dedi. “Ben resim yapmayı bilmiyorum aslında, ama boyalarla oynamayı seviyorum.” dedi. Ardından arkadaşı için yaptığı albüm kapağı olmuş resimleri iletti.

Tılsım doğmadan bloğunda paylaştığı tavuskuşu görselli yazısını buldum. Doğumunu beklediğim, kendimi hazırladığım iki tılsımın da tüylü olduğunu fark ettim. İlk demosu için son çalışmaları yaptığımız “Kuşlara” için destek kuvvet gibi geldi.

7 Ağustos’ta tavuskuşu dövmesini yaptırdı, 10 Ağustos’ta tılsımını tamamladım.

Aborjinlerin gökkuşağı yılanı resimlerinden ilhamla, akrilikle yaptığım tavuskuşu tüylü tılsım, şimdi onunla.

Tavuskuşu: İçindeki büyüye bağlan

Hint mitolojisine göre tavuskuşunun, Vishnu’nun taşıyıcısı ve efsanevi bir kuş olan Garuda’nın tek bir tüyünden yaratıldığına inanılır. Tavuskuşu tüyleri genellikle Hint evlerinde tutulur. Bolluk Tanrıçası Lakshmi ile bağlantılarından dolayı, tüylerin şans ve refah getirdiğine inanılır.

Seeds of Shakti Oracle Cards Guidebook, Sharron Basanti

Tılsımlı Yolculuk

Derin, karanlık, zor bir yolculuktaysak, semboller yoldaşımız olabilir.

Nasıl?

Yorum Yok

Bir cevap bırakın