Şifa Çemberi

11 Ağustos’ta yola koyulduk. İlk güne kuşlarla ve tüylerle başladık, bir çemberle ve kızının sahilden topladıklarıyla. Küçük Prens’ten “En iyi yüreğiyle görür insan. Gözler asıl görülmesi gerekeni göremez.” ile kapattık günü.

İlk gece rüyasında liseden bir arkadaşını gördü. Yeni bir ilişkisi bitmiş, zor günler geçiriyormuş. Yürürken arkadaşı elini tutmuş. Sımsıkı… Mutluluk ve şaşkınlık arasında gidip gelmiş. Ben de ona ilk kez yastığımın altında kyanitle uyuduktan sonra gördüğüm rüyayı ilettim. Metal dolapların olduğu yatakhane gibi bir yerdeyim. Her yatakta 2,3 kişi yatıyor. Cinsel herhangi bir şey olması yasak topluluğun içinde. İnsanlar bundan dolayı söylenmeye başlıyor. Silahsız Savaşçılar tecrübemi paylaşıyorum. 

Yolculuktaki ilk cumartesimizde son bir haftada çemberin ve birlikteliğin şifasını kendi fiziksel iyileşmelerinde gördüğümü ona anlattım. Bol su içmek, derin uyku uyumak, acılı çorbalar ballı çaylar gibi online çemberlerin de bana şifa olduğunu gördüğümü.

“Kalbime doğru, özümden özüme gelen bir şeydir şifa. İlk gün öyle hissetmiştim. Öyle olduğuna eminim… Şifalanma süreçleri hepimiz için farklı farklı olabiliyor, farklı yerlerden kapılar açılabiliyor. Evet bir çemberdeki oturup konuşmak, dinlemek, hepsi bence bütünsel bir şifayı barındırıyor. Herkesin kalbine dokunuyor. Dolayısıyla orada bulunan herkes için bir şifa kapısı aralanıyor… Ben inandıkça daha çok şey değişiyor. Ben inandıkça daha çok şifalandığımı görüyorum.” dedi.

Ertesi gün kızı ve bir arkadaşı bu sefer ölü bir yılan bulmuşlar. Çember için toplanmışlar, o da yılanı sunağa koymuş. “Neydi bana anlattığı yılanın?” diye sordu kendi kendine.

“Beşer halin ve enerji halin arasında denge kurmaya çalıştığını duydum.” dedim. “Evet, DENGE!” dedi. “Ekincikteyiz. O kadar dengeli hissettim ki burada. Sanırım hiç olmadığım kadar.”

Yılanın ona anlattığı neydi diye merak ettim ve sordum: “Dinlediğinizde bir şey dedi mi?”

“Değişim ve dönüşüm” dedi. “Her yıl kocamanından en küçüğüne tüm derisini değiştirmesi, yeni haline geçişi…”

Martin Shaw’ın anlattığı bir masalı paylaştım kadim sembolü duyunca. Ardından da iki ayrı kitapta okuduğum, bana niyetini hatırlatan yazıları.

Masalın Ahmet Altan’dan Türkçe halini Yılan Prens’i bulmuş. “Belki de 40. gömlektesindir dedi kalbim.” dedi.

Yunan hacının kökenini Şaman geleneklerinde aramak gerekir. Tıpkı ağaç gibi haç da merkezin simgesidir. Kolları dört ana yönü betimler ve bunların her biri ortada bir kavşakta kesişir, böylece evrenin üç seviyesi arasındaki geçişi sağladıkları düşünülür: yeraltı dünyası, beşeri dünya, gökküre. Evrendeki ruhlara yaklaşarak, topluluk adına dilekte bulunmak ve korunmalarını sağlamak için şaman söz konusu bu geçişi kullanır.

“Evrenin Kalbi”, Kilimin Sembolleri, Ahmet Diler ve Marc-Antoine Gallice

Mandala ve altın çiçek üzerine bulduklarımızı birbirimize ilettik. Rahim-Kalp Yolu’nda incelediğimiz Kader Çarkı ile ilgili sunumu da ilettim. “Sfenk, İsis’ten etkilendim.” dedi.

Rumi’den bir şiir iletti, bir önceki gece gördüğüm üç rüyayı ilettiğimde. “Kırmızı kaldı kalbimde.” dedi. “Dantel kırmızısı, karpuz kırmızısı… Aşk’ı anlatmak istemiştir belki bize.”

Bütün akılların hekimliği, aşka göre çizilmiş suretlerden başka bir şey değildir. Bütün güzellerin yüzleri, onun yüzünün perdesidir.

Ey aşk mezhebine giren, yüzünü kendine çevir. Sana meftun olan, senden başkası değildir.

Rumi

Cuma günü “Kızımın ilk kalıcı dişleri çıkmaya başladı ama süt dişleri dökülmeden” dedi.
 
Cumartesi gördüğü rüyaların birinde ilk erkek arkadaşını görmüş. “Bomba gibi bir şeyler var. Buzmuş onlar… Onların patlamasını önlemek için onları eritmem gerekiyormuş. Onları eritiyorum. Eritince onlar yeşilliğe dönüşüyorlar.”

Diğer rüyasında elinde kocaman bir çiçek olan bir adam görmüş. “Yanında tahin ve pekmez restorana geliyor, onları bırakıyor.”

Rüyası ile hatırladığı ilk erkek arkadaşını ve yıllardır farklı şekillerde devam eden ilişkilerinden bahsetti. “Rüyalarıma çok sık gelir kendisi. Pek sever beni ziyaret etmeyi.”

İlklere dair yayınladığım podcasti ilettim. İlk erkek arkadaşına “yolumuza hoşgelmiş” dedim.

Dolunaydan sonra ona bir yaşam çarkı, şifa çemberi, mandala yapmak istediğimi ama bir dairenin içinde çalışmak dışında hangi malzemeyle ve sembollerle çalışacağımı bilmediğimi söyledim. “Şifa çemberi deyince çok güzel geldi. Ben senin sezgilerine güveniyorum.” dedi. “Senin elinden ne çıkacaksa kabulüm.”

Üzerinde 1461, 1958, 1988 ve 2001 yıllarından resimler olan aynısefa çiçekli şifa çemberi şimdi evinde.

Çember ve Merkez

En çok Hindistan ve Tibet dinleriyle ilişkilendirilmesine rağmen, kelimenin tam anlamıyla “çember” olan mandala, insanlığın en güçlü sembollerinden biridir. Dairesel formu ve eşmerkezli yapısı, dışarıdaki evrenin şeklini ve içteki mükemmellik duygusunu yansıtır. Şekline ve içeriğine odaklanmak, dua ve meditasyona destek olur ve sonunda, dünya ile bir olmak için tam bir beceri kazandırır.

Sacred Symbols, Thames and Hudson

Melekler ibadet ederken (Magi Alayı), Benozzo Gozzoli, 1459-1461

Tılsımlı Yolculuk

Derin, karanlık, zor bir yolculuktaysak, semboller yoldaşımız olabilir.

Nasıl?

Yorum Yok

Bir cevap bırakın