Allah sonumuzu hayır etsin.

Gecenin ortasında uyandım. Yine inşaat başlamış. Usulca seslendim hafif hasta bir şekilde yatan kocama.
– “Onur”
– “Efendim”
– “Kulaklık takacağım. Seslenirsen ve duymazsam haberin olsun. İstediğin bir şey var mı benden?”
– “Şu ayaklarıma bir yastık koyar mısın yükseltmek için?”
 
Kalktım, komidinin üzerinden iki yastık aldım, üzerine bir yatak örtüsü sarıp ayaklarının altına yerleştirdim. Yatağa geri döndüm.
 
– “Ben inledim mi demin uyurken?” – “Yok. Derin uyuduğum için belki de duymadım. Bilmiyorum.”
– “Rüyamda kampa gidiyordum, bacağım kırılıyordu. Ondan inledim sandım.” dedi ve demesiyle birlikte az evvel gördüğüm rüyayı hatırladım. Rüyamı anlatmadan yattım.
 
Sabah kaldığımız yerden, belki daha ötesinden devam ettik.
– “Handan Teyze biseksüelmiş. Doruk’a söylemiş, zamanında başından geçenleri anlatmış. Doruk da bana anlattı.”
– “Rüya mı bu, gerçek mi?”
– “Rüya. Dün gece gördüm işte.”
 
Kahvaltı edip, Onur’un terminale gidecek servisini beklerken konu hapishanedeki eşcinsellerden açıldı. Bir podcastten ya da bir makaleden öğrendiğine göre ABD’de hapishanede tecavüz vakaları 1950’lerden sonra suç sayılmaya başlanmış. Yakın zamanın istatistiklerine göre hapishanede homoseksüeller, heteroseksüellerden daha fazla tecavüz mağduru oluyorlarmış.
– “Yani eşcinsel zaten ister gibi bir algı var.” dedi. “Seni zorladıysam durayım.”
– “Yok devam et, öğreniyorum.” dedim. Bir süre ellerini tutarak dinlemeye devam ettim.
 
Gerçek mi bu, rüya mı?
Gerçek.
 
Hayat bazen çok garip. Gerçek mi, rüya mı anlayamıyorum, anlamlandıramıyorum. Bazı rüyalarım gerçekten daha gerçekmiş gibi geliyor. Gerçeğin de rüya olmasını diliyorum. Hal böyle olunca kafam gidip geliyor. İyi de oluyor. Ne demişler tebdil-i mekanda ferahlık vardır. Bir de Allah sonumuzu hayır etsin.

Pek çok kültürde ölenleri anarken mum yakılır. Ben de bu sözün görseli olarak mum çizip gerçek sonu hatırlamak istedim.

Yorum Yok

Bir cevap bırakın