Labirent

13 Mayıs’ta 13:13’te buluşup yola çıktık. Hem yol için niyetini koydu, hem aktif rüyalardan bahsettik.

O gece yolculuktaki ilk rüyasını görmüş. Uzaya gitmiş, Mars’a. Rüyasının ses kaydını dinleyince, konuşma tarzını, sesini sevmemiş, paylaşırken utanmış.

“Her halimiz kabul” dedim, kendime de hatırlattım. “Gel olduğun gibi.”

Sonraki gece rüyalarımda bir çocuğa baktığımı gördüm. Film gibiydi… Bir süre sonra çocuğun küçük kardeşine de bakıyordum. Parkta, çocukların annesinin çocuklara iyi bakmadığım için söylendiğini duydum. Hak verdim.

Bir başka rüyada telefona kontör yüklemeye çalışıyordum. Satıcı adamın beni kandırmaya çalıştığını sezdim.

Bir başkasında milli futbol takımını izlemeye gittim bir arkadaşımla. Antremandaydılar. Antrenörü birini azarlarken gördük. Bir süre sonra ya aktif rüyaya geçerek ya da uyanıp tekrar uyuyarak rüyanın akışını değiştiriyorum. Bir arkadaşımla sohbet ediyoruz. “En iyisi gey çift” diyor. “Fark etmiyor.” diyorum. “Ne farkeder.”

O ise rüyasında dedesini görmüş, mercimek köftesi gibi bir şey yaparken. Birilerinin işyerindeki arkadaşlarının iletişim bilgilerini paylaştığını görmüş. Kızmış.

İlk pazartesi günü, hem bir arkadaşına, hem anneannesine trip atmalarından ve hızlı duygu değişimlerinden bahsetti. “Duygusal olarak hassasım sanırım.” dedi. “Hassas olduğum için kendimi kötü hissetmiyorum. Sadece bununla daha güzel bir şekilde davranmak istiyorum.”

Benim de hassas bir yapım olduğundan ve şiddetsiz iletişimin beni, hayatımı kolaylaştırdığından bahsettim. Duygular ve ihtiyaçlar listelerini iletip “Bugün, şu anda neye ihtiyacın var?” diye sordum. O gün cevap gelmedi.

İki gün sonra, gece yatmadan önce okuduğumda aklıma onu getiren yazıyı ilettim.

Elbette disiplin sayesinde etrafımızdaki baştan çıkarıcı şeylere, oburluğa, uyuşturuculara, bilgisayar oyunlarına, anlamsız internet gezintilerine ve tükettiğimiz diğer tüm şeylere direnebiliriz gibi görünüyor. Bunlar elbette kendi yaşamlarımıza ve başkalarına zarar veriyor. Dolayısıyla arzularımıza güvenemezmişiz gibi görünüyor. Ama bunların gerçekten arzu ettiğimiz şeyler olmadıklarını fark ettiğimizde, amacımız arzuları bastırmak değil gerçek isteği ya da ihtiyacı tespit etmek ve bunu karşılamak haline geliyor. Bu ise kolay bir iş değil, derin bir kendini gerçekleştirme yolculuğudur.

Kalplerimizin Mümkün Bildiği Daha Güzel Dünya: Varlıklararasılık Vizyonu ve Pratiği, Charles Eisenstein

Ertesi gün “Bana o kadar iyi geldi ki söylediklerin.” dedi. “Trip mevzusu ile alakalı bir aydınlanma yaşayıp arkadaşımdan özür diledim… Aramızdaki arkadaşlık biraz daha sağlıklı, biraz daha sakin bir tempoya evrildi gibi oldu.” Anneannesi ile bir başka çatışma yaşamış ve sonra onunla da barışmış.

“Biraz yazı yazabilsem aslında… Biraz düşüncelerime vakit ayırabilsem… ama çok hızlı geçiyor her şey. O duygusal hassaslığımı çok hissedebiliyorum… çünkü çok hızlı geçiyor her şey. Sürekli bir adaptasyon halinde olmam gerekiyor.”

Ardından, anlatırken kullandığı kelimelerin bazılarından rahatsız olduğunu söylediği rüyanın ses kaydını iletti. “Rüyamda bir arkadaşımı gördüm. Onların yazlığına gitmiştim. Annesi, babası, abisi, kocası, hep beraber bir aradaydık. Annesi sanki beni çok sevmiyormuş gibi hissediyorum.”

Ertesi gün rüyasında psikiyatristinin onunla ilgili tuttuğu notlara erişmiş. Açmış, okumuş. “O kadar güzel şeyler yazmış ki… Benimle ilgili hiç şikayet etmemiş. Sadece konu neyse, onunla ilgili notlar almış.”

Bir başka rüyada tatlı almış. “Bir tane kazandibi, bir tane supangle, bir tane krem şokomel gibi bir şey alıyorum.”

Cumartesi gecesi rüyasında bir arkadaşının ona Tarot baktığını görmüş. “Yanımdaki desteden sana kart çekmemi ister misin?” diye sordum, “Evet” dedi.

26 Mayıs’ta, dolunayda, ay tutulmasında, onun için bir kart çekip fotoğrafını ilettim. Kartta ne gördüğünü sordum.

“Hava kendimi çok içinde hissettiğim bir element gibi gelmiyor bana.” dedi. “Hava beni ürkütüyor… Öte yandan sadelik, netlik, huzur veren bir kısmı da var. Aynı zamanda taşlar da. Taş benim için çok önemli bir şey bu hayatta. İsmim Firuze olduğu için.”

Adını böyle duyar duymaz içimden geçeni ona sordum: “ Sana firuze taşlı labirent yapmamı ister misin, taşın üzerine?” Üzerinde labirent olan, yeni aldığı bez çantanın fotoğrafını iletti. Ben de labirent ile ilgili yazdıklarımı.

16 haziranda önce karatahtaya bir labirent çizdim, sonra Firuze’nin tılsımı doğdu: şimdi taş üzerine polimer kil, çeşitli boncuklar ve firuze taşı ile yapılmış labirent evinde.

Labirent

Labirent meditasyon ve dua için kullanılan arketipik bir tasarım ve kadim bir pratiktir. Yaklaşık 5000 yıldır dünyanın pek çok kültüründe farklı labirentlere rastlanmıştır. Labirent, dışarıdan merkeze doğru giden tek bir yoldan oluşur. Kişi, bir dua, niyet ya da soruyla labirente girer ve farkındalıkla merkeze doğru yürür. Merkeze vardığında durup dinler. Bu süreçte, duası, niyeti ya da sorusuyla ilgili içgörüler ve rehberlik gelebilir. Merkezdeki süreci tamamlanınca aynı yoldan geri yürür ve labirentten çıkar. Labirent, insanlığın tarihi boyunca, özellikle büyük dönüşümlerden geçtiği zamanlarda gizem ile bağlantı kurduğu en kadim pratiklerden biri olmuştur. Labirentte yürümek içsel kaosa düzen getirir, zihni sessizleştirir; insanın merkezine gelmesini ve derinden dinlemesini sağlar.

Kadınlar Şifadır, Filiz Telek

Tılsımlı Yolculuk

Derin, karanlık, zor bir yolculuktaysak, semboller yoldaşımız olabilir.

Nasıl?

Yorum Yok

Bir cevap bırakın