Labirent Mandala

7 Ekim’de tılsımlı yolculuğa çıktık. O gece rüyasında annesini gördü. “Çiz” dediler, o da bir şekil çizdi. Çizdiğini uyanınca bana iletti.

Aynı gece, yanımda bir erkek arkadaşımla üniversite gibi bir yerde olduğumu gördüm: Bir hocanın odasına giriyoruz. İçeride bir erkek, bir kadın iki hoca var. Kadın sigara ikram ediyor, erkek bilmemkimin dersini. Kapıdan çıkarken “Siz hangi bölümdünüz?” diye soruyor. Yanımdaki arkadaşımın mühendisliklerden birini söylemesini beklerken “sinema” diyor. “Nasıl ya, sen sinemaya mı geçtin?” diyorum. Gülüyor.

Ertesi gün eski defterlerimde niyetini bana çağrıştıran yazılar buldum ve ona ilettim.

Pazar gecesi rüyamda tiyatro ya da kabare topluluğu gibi bir şey gördüm: Sanırım eğitmenleriyim. Son provaya ya da galaya davet etmişler. Gidince açılışı bir arkadaşımın yaptığını görüyorum. Kıskanıyorum… Rüyayı gördüğüm haftasonu başka vesilelerle de kıskançlık hissettim. Ellerimle kolaj yaparken bu duyguyu ağırlamak daha kolay oldu. 

Salı günü Kadınlar Şifadır’ın okuma grubunda hissettiklerini anlattı: “Sarıp sarmalandık.” “Karşıma sürekli bir çark çıkıyor.” dedi. Eğitimde gördüğü yaşam çarkı görselini iletti. Kendime açtığım aylık Tarot’ta çıkan Kader Çarkı’nın daha önceden hazırladığım sunumunu ilettim.

O gece rüyasında kadınlar gördü, ve bir taşı eline aldığını. Sabah uyandığında gördüğü sembollerin çark değil çember olduğunu fark etmiş. Koçluk eğitiminde mükemmellik, hikmet, gayret, feraset gibi mevzulardan bahsedilirken kaybolduğunu ağlayarak anlattı. Sesi buruk bir şekilde “Kendimi Kadı Yunus gibi hissediyorum… Kararlar alıyorum da yanlış alıyormuşum gibi” dedi.

Kadı Yunus’u sordum.

Yunus Emre Tapduk Emre’ye gelmeden önce kadıymış. Kadılık makamında bazen egodan aldığı kararlarla sınanmış.” dedi.

“Her neyin içinden geçiyorsan, ileride kimlere koçluk yapacaksan, onlara da yarasın diyedir. Önce can, sonra canan.” dedim. Ardından benim için önemli bir sürecin başlangıcını onunla paylaştım.

İki gün sonra, açtığım ilk 13 yeniaylık kadın kadına yolculuğu, Rahim-Kalp Yolu tamamlandı. “Mümkünmüş” diyerek şükranımı ve umudumu ilettim ona da.

Birkaç gün sonra o da hayalindeki kırmızı arabayı aldığının müjdesini verdi. Kutlamalara devam ettik.

Rüyasında bir tanıdığını görmüş. “Muhafazakardır” dediği kişi sakalını kesmiş, saçları uzamış, lüle lüle olmuş ve bunun onun sayesinde olduğunu söylemiş. Ama henüz diğerlerine göstermiyormuş. Online toplantılara kamerası kapalı katılıyormuş. 

Muhafazakar davrandığı bir yanı var mı diye sordum, kendinin bildiği ama henüz diğerlerine pek fazla göstermediği. Kendi şifacı yanından bahsetti. Tanışmamıza vesile olan bir inziva sonrası hayatının 180 derece döndüğünü anlattı. “Anlamlandırmaya çalışıyorum.” dedi.

Şu an işaretlerle gidiyor her şey. “Ne olacağını bilmediğim durumdayım, çok karışık kafam.”

Aracına takılacak jantın fotoğrafını iletti, “o da çemberli” diye.

Haftasonu biterken, karşıma çıkan Yunus Emre şiirini ilettim:

İsm-i sübhan virdin mi var?
Bahçelerde yurdun mu var?
Bencileyin derdin mi var?
Garip garip ötme bülbül
 
Ötme bülbül ötme bülbül
Derdi derde katma bülbül
Benim derdim bana yeter,
Bir de sen dert etme bülbül.

“Dolunay yaklaşırken çember şeklini bırakıp kendimizi yeni sembollere açabilir miyiz?” diye sordum. Ertesi gün karşıma tekrar çemberler çıktı.

Görsel: Dünyanın en eski yıldız haritası olduğu düşünülen Nebra Gökyüzü Diski, Antik Eserler Müzesi, Halle, Almanya

“Dolunay üzerimden tır geçirdi.” dedi. “Senle yolculuğun sakinliğine ve eforsuzluğuna hayran kaldım. Kendiliğindenliği ne hoş.”

“Sana tılsım olarak bir çember içine sezgisel bir şeyler yapmamı ister misin?” diye sordum.  “İçgüdüsel kolaj mandala gibi?”

“Seninle tılsımlı yolculuğumu nihayete ermesini istemiyorum sanırım… çok hoş bir haldeyim, çok da bereketli bir hal bu.” dedi. “Mesela kırmızı araba için cesaret ettim. Mesela trafiğe birden çıkmaya cesaret ettim. Hayatımda anı yaşamaya cesaret ettim. Çok güzel haller bunlar.”

“Her dem daimi yolculuktayız.” dedim.

Aşık olduğu tılsımı şimdi Sabriye’yle.

Mandala

Sanskritçe bir kelime olan mandala, “çember ya da merkez” anlamına gelir. Ruhsal egzersiz ve psikolojide çizim, boyama, dans formunda yapılan yuvarlak dairesel şekilleri ifade eder. İçsel gelişim süreçlerinin dışavurumu olan mandalalar, pasif olarak konsantre olma ya da derin düşünceye dalma araçları olarak görülebilir. Bireyler, mandalaları, iç düşünceleri ve algılarıyla bağlantı kurmak için de oluşturabilir. Böylece, iyileşme ve değişim sürecini başlatabilirler.

Doğanın Kutsal Geometrisi, Francene Hart

Francene Hart, Whale Song, 2014

Tılsımlı Yolculuk

Derin, karanlık, zor bir yolculuktaysak, semboller yoldaşımız olabilir.

Nasıl?

Yorum Yok

Bir cevap bırakın